AFET ZAMANLARINDA KÜLTÜREL MİRASI KORUMAK

Kültürel miras, geçmişten günümüze ulaşan ve bir toplumun kolektif hafızasında yer edinen önemli bir olgu, toplumun dayanışma ve birlik duygularını güçlendiren bir hazinedir. İnsanların tarih boyunca biriktirdiği deneyim ve geleneklerin sonraki nesillere aktarılmasını sağlayan maddi ve manevi tüm değerleri kapsayan bir kavramdır. Maddi kültür unsurları, toplumsal tarihte derin izler taşıyan mekânlarda somutlaşır. Bu mekânlar, birer yer olmanın ötesinde, geçmişten günümüze gelen, bir ulusun ve daha genel anlamda insanlığın ortak tarihinin ve yaşamının önemli temsilcileri olarak tarihe ışık tutan önemli yerlerdir.

Bu nedenle UNESCO, 16 Kasım 1972 tarihinde Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme’yi kabul ederek insanlık tarihi için önemli olan bu kültürel alanları koruma altına almıştır. Türkiye’deki Göbeklitepe, İtalya’daki Kolezyum, Almanya’daki Köln Katedrali, Fas’ın Meknes kentindeki Medine ve İspanya’daki Poblet Manastırı gibi yerler koruma altına alınan önemli kültürel miras alanlarından sadece birkaçıdır. UNESCO’nun bu ve diğer pek çok alanı koruma altına alması için önemli nedenler var. Bize geçmişi hatırlatan her şeyi ve her yeri canlı tutmak, bugün ve yakın gelecekte toplumlar için önemlidir çünkü bunlar insanlık tarihinden ayrı tutulamaz. Bir diğer neden ise toplumsal hafızanın korunması gerekliliğidir. Geçmişten bize miras olarak kalan bu mekânlar, toplumsal kimliğimizin ve toplumsal hafızamızın canlı tutulmasına önemli katkılar sağlıyor. Tarihi kentler ve dokular, anıtsal yapılar ve arkeolojik alanların yanı sıra yaşayan ancak somut olmayan değerler olan dil, gelenek, dans, müzik, yemek ve ritüeller de kültürel mirasın bir parçasını oluşturuyor. Bu değerlerin yok olmaması ve yaşatılması için farkındalık çalışmaları yapılması önemlidir.

Son olarak, kültürel miras tarihimizle aramızda bir köprü görevi görerek yaşadığımız tarihsel boşluğun etkilerini en aza indirir. Dolayısıyla bu mekânlar korunması gereken önemli hafıza mekânlarıdır. Ancak ne yazık ki kültürel miras açısından önem taşıyan değerlerimiz özellikle afet dönemlerinde etkilenmekte ve zarar görmektedir. Türkiye’de 6 Şubat 2023 tarihinde art arda yaşanan şiddetli depremler, İtalya’da 2 Mayıs 2023 tarihinde yaşanan sel felaketi ve Fas’ta 10 Eylül 2023 tarihinde yaşanan deprem, afetlerle çevrili bir dünyada yaşadığımızı, bu tür şiddetli doğal afetlerin önüne geçemediğimizi ve kültürel mirasımızın bir parçası olan bu mekânların her an yok olabileceğini ve zarar görebileceğini göstermiştir. Örneğin, Türkiye’de yaşanan deprem felaketi nedeniyle önemli kültürel miras alanları (Göbeklitepe, Germuş Kilisesi vb.) zarar görmüş ve bazı yerler ne yazık ki yıkılmıştır. Afet sonrası bu mekânların yıkılması; şu anlama gelmektedir

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir